www.zafersen.com

Mevlana Celaleddin-i Rumi

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ*

Zafer ŞEN


            Haçlı seferlerinin izleri hala sürerken, Moğol istilaları Anadolu’yu kasıp kavururken , toprak kanla sulanmışken ,yokluk varken yoksulluk varken 13.yüzyılda bir ses gönüllere merhem kalplere umut olmak için “gel” diyordu. Mevlana’dan cümle aleme yapılmış bu davet ,güneşten gelen bu ışık yüzyıllardır dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir.

Mevlana Şems’i olmadan anlaşılmaz.Çünkü o Şems’te Hakkı gördü.Hak aşkıyla canından geçti.Kâh hırkasını bırakıp dünyaya indi,kâh siyaha dolanıp göklere erdi.Şems’ten önce aşkı takvasında gizliyken ,Şems’ten sonra takvası aşkında gizlendi.

Mevlana Celaleddin-i Rumi 1207’de dünyaya geldi.Ailesiyle birlikte uzun yıllar Semerkant,Horosan,Bağdat,Mekke,Şam şehirlerine ,Anadolu’ya ve nihayetinde Konya’ya uzanan bir büyük coğrafyada dolaştı.Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tırmizi’nin rehberliğinde Hakkı aradı.Şam’da Muhyiddin-i İbnül Arabi ,Sadeddin-i Hammuye, Osman-ı Rumi, Evhaüddün-i Kirmani ve Sadrettin-i Konevi’nin sohbetlerine katıldı.

Bütün bu yollar yolculuklar onun hamurunu yoğurdu.Ama o demini Konya’da aldı.O her şerrin içinde bin hayır aradı.Mevlana’ya göre görünüşte ayrılık olsa da ;varlıkta birlik Vahdet-i vücut esastır.Kötülük iyilikten ayrılmaz.Küfür olmadan din olmaz çünkü din küfrü bırakmaktır.Bunların yaratıcısı da birdir.

Moğollar Konya’yı kuşattığında dönemin büyük gücünü yükselişini idrak ederken zulmün sonda olduğunu dile getiriyordu.Bu nedenle kimileri onun Moğol sempatizanı olduğunu düşündü.Ama sonuç Mevlana’nın öngördüğü şekilde gerçekleşti.Moğolların bu kısmı Müslüman oldu.

Şems ile Mevlana bir rivayete göre Konya Pirinççiler Hanında ilk kez birbirlerini gördüler.Bu hana iki ruhani gücün buluşması manasında Mecmül Bahreyn iki denizin kavuştuğu yer denildi. Mevlana otuzyedi yaşında tanıştığı Şems’in ilhamıyla şiir yazmaya sema dönmeye başladı.Erenlerin şiirinin neşe dünyasında nurdan doğduğunu fark etti.Gönüllerin dönüşünü aşktan bil der Mevlana.Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı.Mevlana Şems’le karşılaştıktan sonra vaazlarını,derslerini,müridlerin irşadını bir yana bıraktı.Bu durum çevresindekilerin Şems’e karşı kin beslemelerine sebeb oldu.Ve Şems ansızın şehri terketti.Mevlana oğlu Sultan Veled’i Şam’a Şems’in yanında gönderdi.Israrlı davet karşısında Şems tekrar Konya’ya geri geldi.Mevlana’nın medresesindeki hücresinde altı ay marifetullaha dair sohbet ettiler.Ve Şems bir gün ansızın kayıplara karıştı.Ahmet Eflaki Şems kaybolmadan önce kendisine suikast teşebbüsünde bulunulduğunu ,suikastçilerin içinde Mevlana’nın oğlu Alaaddin’in de bulunduğunu yazar.Sultan Veled Şems’in kaybolmasının ardından babasının aşkla şiirler söylemeye başladığını ve gece gündüz hiç ara vermeden sema yaptığını belirtmektedir.Mevlana bundan sonra gazellerinin son beyitlerinde kendi mahlasını değil Şems-i Tebrizi adını koyar.

Mevlana 17 Aralık 1273 tarihinde vefat etti.Sultan Veled Mevlana’nın cenazesine her din ve mezhepten çok kalabalık bir topluluğun katıldığını ,Müslümanlığın onu Hz.Muhammed (S.A.V.)’in nuru ve sırrı  ,Hristiyanlığın İsa (a.s.) ,Yahudilerinde Musa (a.s.) olarak gördüklerini yazar.Ölümü bir kavuşma olarak gören bu erenin ölüm gününe Şab-i Arus düğün gecesi denir.

Mevlana iki farklı akıl türünden söz eder.Biri kitaplardan ve hocalardan edinilen ve hafıza levhasında korunan akıldır.Fakat gerçek akıl Levhi Mahfuz’dan gelen akıldır.Cüz-i aklın ötesine geçenlerin gönül levhalarında tecelli eder.Günümüzde belki de her zamankinden daha çok lazım olan akıl bu akıldır.

 

Yaşamını Hamdım,piştim,yandım şeklinde özetleyen Mevlana’nın eserleri ise ;Mesnevi,Divan-ı Kebir ,Mektubat,Fihi Mafih, Mecalis-i Seba’dır. 

 

*30.12.2016/İstanbul