Türk Tarihi

ORHUN ABİDELERİ

Orta Moğolistan’da Koça-Çaydam gölü dolayında Orhon ırmağının eski yatağı yakınında bulunduğu için bu adla anılan yazıtlardan Kül Tigin yazıtının 732, Bilge Kağan’ın 735, Tonyukuk’un (Tunyukuk) 716-734 yılları arasında dikilmiş olduğu tahmin edilmektedir. Kül Tigin (Tégin) ve Bilge Kağan yazıtlarının arası yaklaşık 1 kilometredir. Tonyukuk yazıtı, Orhon ırmağının 360 km. doğusunda bulunmasına rağmen aynı döneme ait olması ve aynı konuları ihtiva etmesi bakımından Orhon yazıtları arasında anılmıştır. Bunların dışında üç önemli yazıttan Çoyren yazıtının 689-690, Küli Çor (İhe-Hüşötü) yazıtının 719-723, Ongi (Işbara Tarkan) yazıtının da 723-735 yılları arasında dikildiği sanılmaktadır.

Yazıtları bilim dünyasına ilk defa Das Nord und östliche Theil von Europa und Asia adlı eseriyle (Stockholm 1730) J. von Strahlenberg tanıtmıştır. Eski İskandinav harflerine olan benzerliği sebebiyle dikkati çeken yazıtlardan bazılarının yazı örneklerini, XVIII. yüzyılın sonlarında P. Simon Pallas Reise durch verschiedene Provinzen des russischen Reichs adlı seyahatnâmesinde (I-IV, Graz, ts.) vermiştir. Ardından Spassky yirmi iki yazıtın yazısını yayımlamış (Inscriptiones Sibiriacae de antuquis quibusdam sculpturis et inscriptionibus in Sibiria repertis, Petersburg 1822), 1825’te Jean Pierre Abel Rémusat bütün yazıtların Türkler’in eski topraklarında olduğunu ortaya koymuştur. Bu arada Messerschmidt iki yazıt keşfetmiştir. N. N. Yadrintsev, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının çıkartmalarını bilim âlemine sunmuş (Anciens caractères trouvés sur des pierres et des ornements au bord de l’Orkhon, St. Petersburg 1890), Axel Olai Heikel başkanlığındaki Fin heyeti yazıtların resimlerini ve çıkartmalarını getirterek yayımlamıştır (“Kahdeksas arkeoloogineu kongressi Moskovassa 1890”, JSFOu., X [1892], s. 130-145). Tonyukuk yazıtı da 1897’de Klementz tarafından bulunmuştur. Yazıtların taşının Bilge Kağan mezar külliyesinin 45-50 km. güneyindeki mermer ve granit yataklarından çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

Kül Tigin Yazıtı. Koça-Çaydam gölünün 4 km. doğusunda, eski Moğol başşehri Karakorum’un 32 km. güneyinde, eski Uygur başkenti Karabalgasun’un 28 km. güneybatısında ve Orhon ırmağının bir kolunun 2 km. batısında bulunur. Kül Tigin’in ağabeyi Bilge Kağan tarafından diktirilen bu yazıtta II. Doğu Türk Kağanlığı’nı kuran kahramanların ve oğullarının hayatı ve ülkelerini korumak için verdikleri mücadeleler dile getirilmiştir. Anıtlarda ayrıca o bölgede yaşayan Türkler’e çeşitli uyarılar yer almakta ve Çinliler’in tatlı sözlerine, yumuşak kumaşlarına kandıklarında kendilerini bekleyen tehlikeler haber verilmekte, Türk Kağanlığı’nın birlik ve beraberlik içinde bulunması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Boz bir granit kaya üzerine dört yüzlü olarak yazılan taş, bir kaplumbağa kaide üzerine oturtulmuşken bu kaidenin parçalanması yüzünden 1911’de sunak taşından kesilen granit bir kayanın üstüne yerleştirilmiştir. Taşın bütün yüzleri 2,27 m. boyunda yazılarla kaplıdır. Batı yüzünde T’ang Kağanı Xuan-zong’un uzun Çince hitabesi yer almakta, ayrıca kısa bir Türkçe yazıt bulunmaktadır. Batı yüzünde dikilişinden kısa bir süre sonra yapılan Göktürk harfli eklemelerin karakterleri yazıtın aslındaki yazı karakterinden farklıdır. Ayrıca batı yüzünde birbirinden ayrı iki Çince ekleme mevcuttur. Tamamı yetmiş bir satır olan yazıtta 10.000’e yakın harf bulunmaktadır. Yazıtın doğu ve batı yüzünün tepelik kısmında karşılıklı, kurttan süt emen çocuk tasvirleri, doğu yüzüne ait tepeliğin tam ortasında arkar (dişi dağ keçisi) damgası yer almaktadır. Bu mezar külliyesinde yazıt dışında anıtmezar, ihtiram yolu, heykeller, sunak taşı, balbal ve gözetleme kuleleri de bulunmaktadır. 27 Şubat 731’de ölen Şehzade Kül Tigin için 1 Kasım 731’de yuğ merasimi yapılmış, muhtemelen 21 Ağustos 732 tarihinde de bu yazıt dikilmiştir.

Bilge Kağan Yazıtı. Bilge Kağan’ın oğlu Tengri Kağan tarafından babasının ölümü üzerine (25 Kasım 734) 24 Eylül 735’te diktirildiği tahmin edilen yazıtta Bilge Kağan yaptığı hizmetleri anlatmış, dağılmış ve parçalanmış bir millete kağan olduğunu, ölmek üzere olan milleti Tanrı’nın lutfu ile diriltip doyurduğunu belirtmiştir. Dört yüzü olan yazıt Kül Tigin yazıtına göre daha çok yıprandığından bazı yerleri okunamamaktadır. Kaplumbağa kaidenin üzerinde yazı yoktur. Güney ve batı yüzünde (6 satır) yazıtı diktiren Tengri Kağan’ın sözleri yer alır. Batı yüzündeki Çince metin büyük ölçüde tahrip olduğundan pek az kısmı okunabilmiştir. Kuzey yüzündeki metin son yedi satırı dışında Kül Tigin yazıtının güney yüzündeki metinle, doğu yüzündeki 2-24. satırlar da küçük bazı farklarla Kül Tigin yazıtının doğu yüzündeki 1-30. satırlarla aynıdır.

Bilge Tonyukuk Yazıtı. II. Doğu Türk Kağanlığı’nın büyük devlet adamı Vezir Tonyukuk tarafından diktirilen yazıtta bu döneme ait tarihî hadiseler, bağımsızlık için çekilen sıkıntılar, verilen mücadeleler ve elde edilen başarılarda Tonyukuk’un etkisi anlatılır. Bilge Tonyukuk, İlteriş (Él-tériş) ve Kapgan kağanları kendisinin tahta oturttuğunu, onlarla birlikte devletin devlet, milletin de millet olduğunu belirtir. Tonyukuk’un duygu ve düşüncelerini ifade ederken edebî dilin imkânlarından yararlandığı görülür. Birinci yazıtın batı yüzünde Tonyukuk’un mensup olduğu boyun damgası vardır.

Yazıtların Yazımı. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarını taş üzerine kazıyarak yazan kişi yeğenleri Yolluğ Tigin’dir. Kül Tigin yazıtı için Çin’den ayrıca altı sanatkâr (bedizci) getirtilmiştir. Kül Tigin yazıtı yirmi günde, Bilge Kağan yazıtı otuz dört günde kazınmıştır. Kül Tigin yazıtının batı yüzünü ise Çang Sengüm yazmıştır. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları Bilge Kağan’ın ağzından anlatıldığına göre metinleri yazan da o olmalıdır. Önce metinleri yazıp sonra bunları taşlara kazıması için Yolluğ Tigin’e verdiği düşünülmektedir. Olayların Bilge Tonyukuk’un ağzından anlatıldığı Tonyukuk yazıtında ise metnin yazarı Tonyukuk olmalıdır.

Yazıtların Harfleri, Dili ve Üslûbu. Orhon yazıtlarının harfleri Türk biliminde “esrarlı eski Türk yazısı” olarak adlandırılır. Bunun sebebi, harflerin eski İskandinav yazıtlarında kullanılmış ve “esrarlı harfler” diye adlandırılmış yazının harflerine çok benzemesidir. İki büyük Orhon yazıtında otuz sekiz harf kullanılmıştır (DİA, XI, 45). Yenisey’de bulunanlar dahil bütün yazıtlarda kullanılan işaretlerle Göktürk harflerinin sayısı elliyi bulmaktadır. Bu harfleri çözen Vilhelm Ludwig Peter Thomsen’e göre eski Türk yazısı esrarlı harflere benzese de Ârâmî-İran kökenli bir yazıdır. Thomsen, harflerdeki çift ünsüz ve hece işaretleriyle bazı tek ünsüz işaretlerinin hece yazısı kökenli olabileceğini ileri sürmüştür. Orhon yazıtlarında uygulanan yazı hece ve harf yazılarının karışımı gibidir. Ünlü harflerin kullanılışının sınırlı olduğuna bakılarak eski Türk yazısının hece yazısından harf yazısına geçiş aşamasında olduğu ileri sürülebilir. Sağdan sola doğru yazılan yazıların bazı Yenisey yazıtlarında soldan sağa doğru yazıldığı görülür. Ancak bu durumda harfler ters yöne çevrik olarak kazınmıştır. Taşa yazılı metinlerde genelde kelimelerle ekler birlikte telakki edilmiştir. Kâğıda yazılı metinlerde ise her kelime hatta her ek birbirinden üst üste iki nokta (:) işaretiyle ayrılmıştır.

Orhon yazıtları, Bilge Kağan ve Tonyukuk tarafından yazılmış II. Doğu Türk Kağanlığı’nın tarihi gibidir. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında dünyanın ve insanoğlunun yaratılışına bir cümleyle değinildikten ve birinci kağanlığın tarihi ana çizgileriyle özetlendikten sonra ikinci kağanlığın kuruluştan Kül Tigin’in 731’de ölümüne kadarki siyasî ve askerî tarihi anlatılır. Özellikle Bilge Kağan’ın beylerine ve halkına seslendiği bölümler son derece etkili bir anlatım gücüne sahiptir. Bu bakımdan Orhon yazıtlarının Türkçe’nin en eski ve en güzel nesir ve hitabet örnekleri olduğu söylenebilir (Tekin, Orhon Yazıtları, s. 14-22).

Yazıtların dili ve üslûbu üzerinde araştırma yapanlar metinleri tam bir görüş birliği içinde değerlendirememiştir. Yazıtların ilkel ve somut bir konuşma diline sahip olduğunu ileri sürenlere mukabil bunların eski bir geçmişe dayanan gelişmiş bir dilin ürünleri olduğu kanaatinde bulunanlar da vardır. Aynı şekilde yazıtların şiir ve nesir olabileceği konusundaki farklı görüşlere göre de üslûp değerlendirmesi değişmektedir.

Orhon yazıtlarının söz varlığı üçte biri soyut kavramlar olmak üzere 900 kadar kelimedir. Konunun sınırlı olduğu dikkate alınınca bu sayının küçümsenmemesi gerekir. Bu sınırlı konuda gerek somut gerekse soyut kavramların zenginliğinden ve bazı morfolojik özelliklerden hareketle o dönemdeki Türkçe’nin sadece konuşma değil aynı zamanda bir yazı dili ve çok daha eski bir dilin devamı olduğu anlaşılmaktadır. Yazıtlardaki ikilemeler, yakın anlamlı ve eş anlamlı kelimeler, benzetmeler, mecazlar, karşıt kavramlar, deyimler ve tasvirler dağarcığı zengin bir edebî dilin varlığını düşündürür. I. V. Stebleva, şiiri andıran paralelliklere dikkat ederek bunların nazım olabileceği görüşünü ileri sürerken âhenk yapısına ve yüksek sesle okumaya elverişli olduklarını da ekler. Bu görüşler, daha sonra P. Zieme ve G. Doerfer gibi Türkologlar tarafından ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. A. von Gabain, bu metinlerde görülen baş kafiye izlerinin eski Türk şiirinde bulunabileceğini belirtir (Aksan, En Eski Türkçenin İzlerinde, tür.yer.).

Yazıtlarda geçen ve o dönem Türkçe’sinin ifade zenginliğini gösteren bazı örnekler şöylece sıralanabilir: a) Deyimler: Adak kamşatmak “ayağı burkulmak, ayağı dolaşmak”, mecazen “mâneviyatı bozulmak, şaşırıp yanlış hareket etmek” (Bilge Kağan, doğu yüzü, 30. satır; Kül Tigin, doğu yüzü, 7. satır); atı küsi yok bolmak “adı sanı yok olmak” (Bilge Kağan, doğu yüzü, 21. satır; Kül Tigin, doğu yüzü, 27. satır); körür közi körmez teg bilir biligi bilmez teg bolmak “görür gözü görmez gibi, erer aklı ermez gibi olmak”, mecazen “iş göremez, düşünemez hale gelmek” (Kül Tigin, kuzey yüzü, 101. satır); sabın sımak “sözünü kırmak, hatırını kırmak” (Kül Tigin, güney yüzü, 11-12. satır; Bilge Kağan, kuzey yüzü, 14. satır). b) Benzetmeler: Ügüzçe “ırmak gibi”, tagça “dağ gibi” (Bilge Kağan, doğu yüzü, 20. satır); böri teg “kurt gibi”, kony teg “koyun gibi” (Kül Tigin, doğu yüzü, 12. satır); otça “ateş gibi”, borça “fırtına gibi” (Bilge Kağan, doğu yüzü, 27. satır); süçig sab “tatlı söz” (Kül Tigin, güney yüzü, 5. satır); sab sı- “söz kırmak” (Kül Tigin, güney yüzü, 11. satır). c) Karşıt anlamlı kullanışlar: Üze kök tengri asra yaġız yér “üstte mavi gök altta kara toprak” (Kül Tigin, doğu yüzü, 1. satır). d) İkilemeler: Arkış tirkiş “kervan, kafile” (Kül Tigin, güney yüzü, 8. satır); at kü “ad san” (Kül Tigin, doğu yüzü, 25. satır); iç taş “iç dış” (Kül Tigin, güney yüzü, 12. satır); il (él) törü “devlet” (Kül Tigin, doğu yüzü, 1, 8. satır); yabız yablak “kötü” (Kül Tigin, doğu yüzü, 20. satır). Yazıtlarda kişi ve yer adları dışında yabancı kelime yok gibidir.

Yazıtlar Üzerine Yapılan Çalışmalar. F. W. Radloff, 1894 yılının Mart ayında Orhon yazıtları üzerine hazırlayacağı eserin birinci kısmı olan elli beş esrarlı harfli metni yayımlamış, eserin ikinci kısmı aynı yılın mayıs ayında, üçüncü kısmı da 1895’te neşredilmiştir (Die Alttürkischen Inschriften der Mongolei, St. Petersburg 1894-1895, 3 fasikül, 460 sayfa). Bu çalışmalarda birçok okuma ve açıklama yanlışı bulunmaktadır. Daha sonra Radloff metinlerin dil yapısını tesbit etmeye başlayarak eserin ikinci baskısını gerçekleştirmiştir (St. Petersburg 1897). Bu yayın Eski Türkçe’deki ilk dil çalışmasıdır ve kendisinden sonra yapılan çalışmalara kaynak olmuştur. Radloff 1894-1899 yılları arasında kırk Yenisey, on Hoyd Tamir ve altı Moğolistan olmak üzere toplam elli altı yazıtı ilk okuyan, ilk çeviren, sözlüklerini ve dil bilgisini yazan ve yazıtları çeşitli yönleriyle değerlendiren ilim adamıdır. V. Thomsen büyük yazıt üzerine yaptığı çalışmayı Inscriptions de l’Orkhon déchiffrées adıyla yayımlamıştır (Helsingfors 1896). Çok başarılı bulunan bu yayın daha sonraki araştırmacılar tarafından örnek alınmıştır. P. M. Melioranskiy, Kül Tigin yazıtını Rusça neşretmiştir (Sanktpetersburg 1899). W. Radloff da yeni basımın II. cildini, 1897’de F. Klementz tarafından Bayn-Tsokto mevkiinde bulunan Tonyukuk yazıtının Orhon harfli metninin ve yazı çevriminin Almanca tercümesiyle birlikte yayımlamıştır (Die Alttürkischen Inschriften der Mongolei, Petersburg 1899). Daha sonra Thomsen, Tonyukuk yazıtının mükemmel resimlerini elde ederek önemli düzeltmeler yapmış (Turcica. Etudes concernant à l’interprétation des inscriptions turques de la Mongolie et de la Sibérie, Helsingfors 1916, MSFOu., XXXVII. sayısı olarak), ayrıca iki Orhon yazıtıyla Tonyukuk yazıtının Danca tam çevirisini neşretmiştir (Gammeltyrkiske inskrifter fra Mongoliet, i oversoettelse og med indledning, Kobenhaven 1922). A. von Gabain, hazırladığı Eski Türkçe ilk dil bilgisi kitabının antoloji kısmında Kül Tigin yazıtının çeviri yazılı metnini de vermiştir (Alttürkische Grammatik, Leipzig 1941). S. Ye. Malov da Pamyatniki drevnetyurkskoy pis’mennosti adıyla bir çalışma yapmıştır (Moskva 1951). Tonyukuk yazıtını Pentti Aalto, G. J. Ramstedt ve J. G. Granö müstakil olarak yayımlamıştır (“Materialien zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei”, JSFOu., LX/7 [1958]). René Giraud, Tonyukuk yazıtının Fransızca tercümesini, harf ve çeviri yazılı metnini çeşitli açıklamalar ve sözlük ilâvesiyle bir kitapta toplamıştır (L’inscription de Baïn Tsokto, Paris 1961).

Göktürk harfli metinler üzerine Türkiye’de yapılan ilk çalışma Şemseddin Sâmi’ye aittir, ancak yayımlanmamıştır. Daha sonra Necip Âsım (Yazıksız) En Eski Türk Yazısı (İstanbul 1315, 2. baskısı Pek Eski Türk Yazısı adıyla, İstanbul 1327) ve Thomsen yayımını esas alarak Orhun Âbideleri (İstanbul 1925) adıyla iki eser neşretmiştir. İkinci yayın Hüseyin Namık Orkun’a aittir (Eski Türk Yazıtları, İstanbul 1936-1941). Talat Tekin, yazıtlardan beşi üzerinde (Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongin ve Küli Çor) A Grammar of Orkhon Turkic adlı bir gramer çalışması dışında (Bloomington 1968) ayrıca birçok yayın yapmıştır (bk. bibl.). Muharrem Ergin’in Orhun Âbideleri adıyla yayımladığı eser üç büyük yazıt üzerinedir (neşirler için ayrıca bk. Erimer, s. 47-64; Tekin, Orhon Türkçesi Grameri, s. 261-264). Bugüne kadar Göktürk harfli büyüklü küçüklü yaklaşık 250 metin neşredilmiştir. Bunları Göktürk, Uygur, Kırgız devrine ait olanlar, tarihi tesbit edilemeyenler, yalnız adları bilinip henüz neşredilmeyenler ve hangi yazıta ait olduğu belirlenemeyen metinler olmak üzere altı başlık altında toplamak mümkündür. Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk’tan başka önemli yazıtlar arasında şunlar yer almaktadır: Karabalgasun, Küli Çor, Moyun Çor, Ongi, Taryat (Terh, Terek, Terhin).

İslam Ans. Orhun Kitabeleri md. Mustafa S.KAÇALİN
BİBLİYOGRAFYA

Kayahan Erimer, Eski Türkçe Göktürk ve Uygur Yazı Dili, Ankara 1969, s. 47-64.

Melih Erçin, “Göktürk-Sekel-Fenike Yazıları Üzerine Üç Saptama Bildirisi”, Harf Devrimi’nin 50. Yılı Sempozyumu, Ankara 1981, s. 207-234.

V. Thomsen, Orhon ve Yenisey Yazıtlarının Çözümü: İlk Bildiri Çözülmüş Orhon Yazıtları (çeviri Vedat Köken), Ankara 1993.

a.mlf., Orhon Yazıtları Araştırmaları (çeviri Vedat Köken), Ankara 2002.

Talat Tekin, Orhon Yazıtları: Kül Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk, İstanbul 1995.

a.mlf., “Some Remarks on the Tunyukuk Inscription”, Beläk Bitig: Sprachstudien für Gerhard Doerfer zum 75. Geburtstag (ed. Marcel Erdal – Semih Tezcan), Wiesbaden 1995, s. 209-222.

a.mlf., Orhon Türkçesi Grameri, Ankara 2000.

a.mlf., Irk Bitig: Eski Uygurca Fal Kitabı, Ankara 2004.

a.mlf., “Köktürk Yazıtlarındaki Deyimler Üzerine”, TDl., VI/67 (1957), s. 372-374; VI/68 (1957), s. 423-426.

a.mlf., “Kuzey Moğolistan’da Yeni Bir Uygur Anıtı: Taryat (Terhin) Kitabesi”, TTK Belleten, XLVI/184 (1983), s. 795-838.

Bilge Ercilasun, “Orhun Abideleri Hakkında Türkiye’deki İlk Bilgiler”, 3. Uluslar Arası Türk Dil Kurultayı 1996, Ankara 1999, s. 409-422.

Doğan Aksan, En Eski Türkçenin İzlerinde Orhun ve Yenisey Yazıtları Üzerinde Sözcükbilim, Anlambilim ve Biçembilim İncelemelerinin Aydınlattığı Gerçekler, İstanbul 2000.

a.mlf., “Göktürk Yazıtlarında Söz Sanatları-Güçlü Anlatım Yolları”, TDAY Belleten 1990 (1994), s. 1-12.

Moğolistan’daki Türk Anıtları Projesi Albümü-Album for the Project on Turkish Monuments in Mongolia, Ankara 2001.

J. Taube, “Eine runentürkische Inschrift (Tonyukuk, 01-16) im Lichte von Jean Gebsers Geschichte der Bewußtwerdung (Mit einem Nachtrag zu Tonyukuk 17-32)”, Splitter aus der Gegend von Turfan: Festschrift für Peter Zieme anläßlich seines 60. Geburtstags, İstanbul-Berlin 2002, s. 333-365.

Árpád Berta, Szavaimat jól halljátok … A türk és ujgur rovásirásos emlékek kritikai kiadása, Szeged 2004.

a.mlf., “Runik Harfli Eski Türkçe Yazıtlar (VIII. Yüzyıl)” (çeviri Nurettin Demir), Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 2006, I, 113-121.

a.mlf., “Neue Lesungs- und Deutungsvorschläge für die Inschrift Tonuquq”, AOH, XLVIII/3 (1995), s. 313-320.

Cengiz Alyılmaz, Orhun Yazıtlarının Bugünkü Durumu, Ankara 2005.

Semih Tezcan, “Tonyukuk Yazıtında Birkaç Düzeltme”, TDAY Belleten 1975-1976 (1976), s. 173-181.

Osman F. Sertkaya, “Köl Tigin’in Ölümünün 1250. Yıldönümü Dolayısı ile Moğolistan Halk Cumhuriyeti’ndeki Köktürk Harfli Metinler Üzerinde Yapılan Arkeolojik ve Filolojik Çalışmalara Toplu Bir Bakış”, TTK Belleten, XLVII/185 (1984), s. 67-85.

S. G. Klyaştorniy – V. A. Livşiç, “Bugut’taki Sogtça Kitabeye Yeni Bir Bakış” (trc. Emine Gürsoy-Naskali), TDAY Belleten 1987 (1992), s. 201-241.

Soslanbek Y. Bayçorov, “Avrupa’nın Göktürk Harfli Eski Anıtları”, a.e. 1990 (1994), s. 13-16.

István Vásáry, “Doğu Avrupa’nın Runik Alfabe Sistemleri Üzerine”, a.e. 1993 (1995), s. 51-59.

Halil Açıkgöz, “Bilge Kağan Yazıtının Doğu Yüzünün İlk Satırında (İ)ki (E)d(i)z K(e)r(e)kül(ü)g mü Yoksa Kid(i)z K(e)r(e)kül(ü)g ‘Keçe Çadırlı’ mı Okunmalı?”, a.e. 1994 (1996), s. 1-10.

a.e. 2000 (2001) (dergideki makalelerin tamamı Orhon yazıtlarıyla ilgilidir).

Mustafa S. Kaçalin, “Elifbâ”, DİA, XI, 45.

BİLGE KAĞAN KİTABESİ

Kuzey Yüzü

(K 1) İlahî göğün yarattığı Türk Bilge Kağan, bu devirde tahta çıktım. Sözlerimin tamamını dinleyin, özellikle küçük erkek kardeşlerim, çocuklarım, birleşik soyum, halkım … güneyde Şadlar, kuzeyde tarkanlar, beyler, Otuz … Otuz Tatar halkı … … Dokuz Oğuz Beyleri ve halkı, bu sözümü iyice işitin, sıkıca dinleyin! Doğuda güneşin.

(K 2) doğduğu yere, güneyde aydınlığın ortasına, batıda güneşin battığı yere, kuzeyde karanlığın ortasına kadar, bu sınırların içerisindeki halkın tamamı bana bağlıdır. Bu kadar halkın tamamını düzene soktum. Şimdi onların endişesi yok. Türk Kağanı Ötüken dağlarında hüküm sürerse ülkede sıkıntı çıkmaz. Doğuda Şantung ovasına kadar sefer ettim. Denize bir kez bile varmadım. Güneye doğru Dokuz

(K 3) Ersinlere kadar sefer ettim. Tibet’e bir kez bile varmadım. Batıda Sır Derya’yı geçip Temir Kapıg’a kadar sefer ettim. Kuzeyde Yer Bayırkuların topraklarına kadar sefer ettim. Bu kadar yere sefer ettirdim. Ötüken dağlarından daha iyisi kesinlikle yokmuş. Ülke kurulacak topraklar Ötüken dağlarıymış. Burada hüküm sürüp Çin halkıyla ilişkileri düzelttim. Çinliler altını, gümüşü, ipeği,

(K 4) ipeklileri ihtiyaçtan fazlasıyla öylelikle verirler. Çin halkının sözleri tatlı, ipeklileri yumuşakmış. Tatlı sözle, yumuşak ipeklilerle kandırıp uzaktaki halkları bu şekilde kendilerine yaklaştırırlarmış. Yakına yerleştikten sonra da gereken kötülüğü orada düşünürlermiş. Bilgili ve yiğit insanları ilerletmezlermiş. Bir kişi suç işlerse bütün kavmini, halkını, akrabalarına varıncaya kadar öldürmezlermiş.

(K 5) Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz. Türk halkı, mutlaka öleceksin! Güneye Çugay dağlarına, Tögültün ovasına yerleşeyim dersen, Türk halkı, mutlaka öleceksin. Kötü insanlar şöylece akıl verirlermiş: “Uzakta isen Çinliler ipeklinin kötüsünü verirler, yakındaysan ipeklinin iyisini verirler” diye öğretirlermiş.

(K 6) Cahil insanlar, bu sözleri ciddiye alıp yakınlaştığınızda çoğunuz öldünüz. Oralara gidersen, Türk halkı mutlaka öleceksin. Ötüken topraklarında yaşayıp sağa-sola kervanlar gönderirsen hiç sıkıntıya düşmeyeceksin. Ötüken dağlarında yaşarsan kurduğun ülke sonsuza değin ayakta kalacaktır. Türk halkı, toksun. Acıkacağını ya da doyacağını düşünmezsin. Bir doyarsan, tekrar acıkacağını düşünmezsin. Böyle olduğun için seni beslemiş olan hakanının

(K 7) sözlerini dikkate almayıp her yöne gittin. Oralarda tamamen yok oldun, tükendin. Geride kalanlarınız yarı ölü yarı diri her yere gidiyordunuz. Tanrı lütfettiği için, benim de talihim olduğu için kağan olarak tahta çıktım. Tahta çıktıktan sonra yoksul ve fakir olan halkı tümüyle bir araya getirdim. Yoksul halkı zengin ettim, az olan halkı çoğalttım. Acaba bu

(K 8) sözümde yalan var mı? Türk beyleri, halkı bunu dinleyin: Türk halkını derleyip ülke kuracağınızı buraya kazıdım, hata edip öleceğinizi de buraya kazıdım. Söyleyecek ne sözüm varsa bengi taşa kazıdım. Buna bakarak anlayın. Şu anki Türk halkı, beyleri, halihazırdaki beyler, sizler mi yanılacaksınız? Babam

(K 9) hakan ve amcam hakan tahta çıktıklarında dört yöndeki halkı nasıl düzenlemiş, nasıl hizaya sokmuşlarsa, tanrının lütfuyla ben kendim tahta çıktığımda da dört yöndeki halkı aynı şekilde düzenledim, hizaya soktum. … … .. Ben Türgeşlerin hakanına kızımı … pek büyük bir törenle aldım. Türgeş hakanının

(K 10) kızını pek büyük bir törenle oğluma aldım. … … … pek büyük bir törenle aldım. Dört yöndeki halkı hep ele geçirmiş, teba haline getirmiş, mağrurları kendisine secde ettirmiş, güçlülere önünde diz çöktürmüş. Yukarıda mavi gök, aşağıda kara toprak lütfettiği için

(K 11) halkımı gözüyle görmediği, kulağıyla işitmediği, doğuda güneşin doğduğu, güneyde aydınlığın ortasına, batıda güneşin battığı, kuzeyde ise karanlığın ortasına kadar yerleştirdim. Çil çil altınları, apak gümüşleri, kenarlı ipekleri, misk kokulu ipeklileri, has atları, aygırları, kara samur ve

(K 12) boz sincap derilerini hakanlık halkım için, kavmim için kazandım, elde ettim. … … dertsiz hale getirdim. Yukarıda Tanrının güçlü … … on bin … … … halkı

(K 13) besleyin, onlara eziyet, sıkıntı vermeyin. Türk Beyleri, hakanlık halkımı … ad verdim … … … kazanıp … … … bu hakanınızdan, bu beylerinizden, bu topraklarınızdan, memleketinizden ayrılmazsanız, Türk halkı

(K 14) … iyilik bulacak, çadırına gireceksin, sıkıntı çekmeyeceksin. … … daha sonra Çin hakanından sanatçı, herşey getirttim, Çin hakanı benim sözümü kırmadı, sarayındaki has sanatçısını yolladı. Ona muazzam bir anıtkabir yaptırdım. İçini dışını muhteşem şekilde süslettim, taşlar yonturttum, taşlara kazıttım, aklımdaki sözleri yazdırttım. …

(15) On Okların oğullarına, yabancılarına varıncaya kadar bunu görüp anlayın. Bengi taş kazıttım, ulaşılabilir yerde ise, böylesi ulaşılabilir bir yerde kazıttım, yazdırdım. Buna bakıp böylece öğrenin. O taştan anıtkabri diktirdim, kazıttım … …

Doğu Yüzü

(D 1) İlahî göğün yarattığı Türk Bilge Kağan, sözüm: babam Türk Bilge Kağan … … .. Altı Sir, Tokuz Oğuz, keçe ? çadırlı beyleri, halkı … … Türk Tanrısı … …

(D 2) üstüne hakan olarak tahta çıktım. Tahta çıktığımda ölecekmiş gibi düşünceli olan Türk beyleri, halkı sevinip kıvanıp yere bakan gözlerini yukarı kaldırdı. Böylesi bir vakitte ben kendim tahta çıkıp bunca önemli yasayı, dört taraftaki halkı yoluna koydum, düzene soktum.
(BK Doğu 2’nin sonundan Doğu 24’ün başına kadarki satırlar KT Doğu 1-30 ile ortaktır, oraya bakınız.)

(D 24) Az olan halkı çoğalttım. Kudretli ülkesi kudretli hakanı olandan daha iyi bir hale getirdim. Dört taraftaki halkı alıp kendime bağladım. Türklerin düşmanlarını yok ettim. Onların hepsi bana bağlandılar. On yedi yaşımda Tangutlara sefer ettim. Tangut halkının düzenini bozdum, evlatlarını, haremini, sürülerini, mallarını orada aldım. 18) yaşımda Altı Çuv Soğutlara Soğutlara

(D 25) karşı sefer ettim, halkını orada bozguna uğrattım, Çinli askerî vali Ong elli bin askerle geldi, Iduk Baş’ta savaştım. O orduyu orada yok ettim. Yirmi bir yaşımdayken Basmıl Iduk Kut üzerine, ki benim halkım ve boyumdu, “kervan göndermiyor” diyerek sefer ettim. … …, bağladım, vergiye … …. çevirip getirdim. Yirmi iki yaşımda Çinlilere

(D 26) karşı sefer ettim. General Çaça ve emrindeki seksen binlik ordusuyla savaştım. Askerlerini orada öldürdüm. Yirmi altı yaşımdayken Çik halkı Kırgızlarla düşman oldu. Kem’i geçip Çik’lere karşı sefer ettim. Örpen’de savaştım. Askerlerini mızrakladım. Az halkını ele geçirdim. … … bağladım.Yirmi yedi yaşımda Kırgızlara karşı sefer ettim. Mızrak batımı batımı

(D 27) karı söküp Kögmen dağlarını aşarak ilerleyip yaya olarak Kırgız halkını uykuda baskına uğrattım. Hakanları ile Songa dağlarında çarpıştım. Hakanlarını öldürdüm, ülkelerini orada aldım. O yıl içerisinde Türgeşlere karşı Altay dağlarını aşıp Ertiş nehrini geçerek yürüdüm. Türgeş halkını uykuda baskına uğrattım. Türgeş hakanının ordusu ateş gibi, şimşek gibi geldi.

(D 28) Bolçuda çarpıştık. Hakanını, Yavgusunu, Şadını orada öldürdüm, ülkelerini orada aldım. Otuz yaşımda Beş Balık’a doğru sefer ettim. Altı defa sefer ettim. … … ordusunu tamamen yok ettim. Oradan içeride kalan ne kadar insan, … … yok olacaktı. … … davet etmeye geldi. Beş Balık bu sebeple kurtuldu. Otuz

(D 29) bir yaşımdayken Karluk halkı refah içerisinde bağımsız hareket eder hale geldi ve bize düşman oldu. Tamag Iduk Baş’ta savaştık. Karluk halkını öldürdüm, kalanlarını orada teslim aldım, … …. Basmılların avam halkı …, Karluk halkı toplanıp geldiler …, öldürdüm. Tokuz Oğuzlar benim kendi halkımdı. Gökle yer rasında kargaşa çıktığı için, gönüllerine

(D 30) hasetlik düştüğü için düşman oldular. Bir yılda dört kez savaştım. İlk önce Togu şehrinde savaştım. Togla nehrini yüzerek geçip ordusu … … ikinci olarak Argu’da savaştım. Askerlerini mızrakladım, ülkesini fethettim. Üçüncü olarak Çuş Başı’nda savaştım. Türk halkı sarsıldı, kötü

(D 31) olacaktı. Kurtulup dağılıp gelen askerlerini kaçırttım. Ölecek olanların çoğu orada dirildi. Orada Tongralardan bir kahraman grubunu Tonga Tegin’in mateminde çevirip dövdüm. Dördüncü olarak Ezgenti Kadız’da savaştım. Askerlerini orada mızrakladım, perişan ettim. … … Amgı kalesinde kışlarken kıtlık başgösterdi. İlkbaharda

(D 32) Oğuzlara karşı sefer ettim. Askerlerin ilki sefere çıkmıştı, ikincisi ise karargahtaydı. Üç Oğuz askerleri baskın yaptı. “Yaya olanları perişan oldu” diyerek teslim almak amacıyla geldiler. Askerlerinin yarısı evi barkı yağmalamaya, yarısı da savaşmaya gelmişti. Bizim sayımız azdı. Perişandık. Oğuz … … … düşman … … Tanrı güç verdiği için orada mızrakladım,

(D 33) dağıttım. Tanrı buyurduğu için, kazandığım için, muhakkak ki Türk halkı böylelikle kazanmış oldu. Ben küçük kardeşimle birlikte bu şekilde başa geçip kazabnmasaydım Türk halkı ölecek, yok olacaktı. Türk beyleri, halkı işte böyle aklınıza koyun, böyle bilin. Oğuz halkı … … .. göndermeyeyim diye sefer ettim.

(D 34) Evini barkını yıktım, Oğuz halkı Tokuz Tatar ile bir araya gelip toplandı, Agu’da iki büyük savaş yaptım. Ordusunu bozguna uğrattım. Ülkesini orada teslim aldım. Bu şekilde kazanıp … … Tanrı lütfettiği için ben otuz üç yaşımda … … … …

(D 35) beslemiş olan kahraman hakanına karşı hata ettin. Yukarıda Tanrının, kutsal yer-su ruhlarının, amcam hakanın ruhunun bunu uygun görmediği besbelli. Tokuz Oğuz halkı memleketini bırakıp Çin’e göç etti. Çin … … … buraya geldi, besleyeyim” diye düşündüm. … … … halk … … …

(D 36) yoldan çıktı … … … güneyde, Çin topraklarında adı sanı yok olup gitti. Bu yerde bana kul oldu. Ben kendim hakan olup tahta çıktığım için Türk halkına … … … etmedim, ülkeyi, kanunları en iyi şekilde düzenledim. Kutsal … … toplanıp … …

(D 37) orada savaştım. Askerlerini mızrakladım. Teslim olan teslim oldu, halkım oldu, ölenler öldü. Selenge boyunca aşağı doğru ilerleyip Karagan geçidinde evini barkını orada bozdum, … … dağlarına tırmandı.Uygurların Eltever’i yüz kadar askerle doğuya doğru kaçıp gitti. … …

(D 38) … … Türk halkı açtı. O sürüyü alıp besledim. Otuz dört yaşımdayken Oğuzlar kaçıp Çin’e sığındılar. Hayıflanıp sefer ettim. Kıskançlıktan … …çocuklarını, kadınlarını orada teslim aldım. İki Elteverli halk … …

(D 39) … … Tatavı halkı Çin hakanına bağlıydı. “Onlardan elçi, iyi sözler, dilekler gelmiyor” diyerek ilkbaharla beraber onlara sefer ettim. O halkı orada perişan ettim. Sürülerini, mallarını orada aldım. … Askerleri derlenip toparlanıp geri geldi. Kadırkan dağlarında yerleş… …

(D 40) … … topraklarına yerleşti. “Güneyde Karluk halkına katşı sefer et!” diyerek Tudun Yamtar’ı yolladım, gitti. … … Karlukların Elteveri yok olmuş, küçük kardeşi de bir kaleye kaçıp gitmişti … …

(D 41) … … “Kervanları gelmedi, şunları bir korkutayım” deyip sefet ettim. Muahfızları iki-üç kişiyle kaçıp gitti. Avam halkı “Hakanım geldi” deyip sevinip mutlu oldu. … … unvan verdim. Unvanı aşağıda olanın … …

Güney – Doğu Yüzü

(G-D) … … Kök Öng’ü yoğuru askerleri yürütüp geceli gündüzlü yedi gün boyunca susuz olarak geçtim. Çorak topraklara varınca öncü birlikleri … … Keçen’ e kadar … ….

Güney Yüzü

(G 1) … … Çin’in süvari birliklerinin on yedi binden fazla askeri askeri ilk gün öldürdüm. İkinci gün piyade askerlerden çok sayıda öldürdüm. … …

(G 2) … … defa sefer ettim. Otuz sekiz yaşımda, kıi mevsiminde Kıtanylara sefer ettim. … … otuz dokuz yaşımda ilkbaharda Tatavılara karşı sefer ettim. … …

(G 3) Ben … … öldürdüm, evlatlarını, kadınlarını, sürülerini, malını aldım … …

(G 4) halkını … kadınlarını yok ettim … … … (G 5) yürüyüp … … … (G 6) savaştım … … …

(G 7) verdim. Kahraman askerlerini öldürüp balbal dikiverdim. Elli yaşımdayken Tatavı halkı Kıtany’dan ayrıldı, … … Töngker dağına … …

(G 8) General Ku’nun komutanlığında kırk bin asker geldi. Töngker dağında hücum edip vurdum. Çinlilerin Otuz bin askerini öldürdüm. Bir … … … boyun eğdirdim. Tatavı … …

(G 9) öldürdü. Büyük oğlum hastalanıp vefat edince General Ku’yu balbal dikiverdim. Ben on dokuz yıl şad olarak görevde kaldım. Devleti yönettim. Otuz bir yaşımda

(G 10) tebam, halkım için daha iyisini elde ettim. /Buradan sonrası Bilge Kağan’ın oğlu Tengri Kağan’ın ağzından anlatılır/ Bu kadar şeyi temin edip babam hakan köpek yılında, onuncu ay, yirmi altıncı gün vefat etti (25 Kasım 734). Domuz yılının beşinci ayında yirmi yedisinde cenaze törenini yaptırdım (22 Haziran 735). Bukug Totok … ..

(G 11) babası Büyük General Lisün’ün komuta ettiği beş yüz asker geldi. Kokılık … … altın ve gümüşü gereğinden fazlasıyla getirdi. Cenaze için tütsü getirip dikti. Sandal ağacı getirip kendisi … … cenaze töreni sırasında

(G 12) bunca insan saçını, kulağını kesti, kendi şahsi atlarını, kara samur, boz sincap derilerini sayısız getirip hepsini hediye ettiler.

(G 13) İlahî göğün yarattığı Türk Bilge Kağan, sözüm: “Babam Türk Bilge Kağan tahta çıktığında şu an buradaki Beyler, Şadapıt Beyler, doğuda Tölis Beyleri, Apa tarkan

(G 14) başta olmak üzere bunlara ilaveten Şadapıt Beyler, bu … … Taman Tarkan, Tunyukuk, Buyla Baga Tarkan ve ayrıca komutanlar, … … saray komutanları, Sevig Kül Erkin başta olmak üzere buna ilave komutanlar, bu kadar bey babam hakana pek çok

(G 15) saygıda ? bulundular, Türk Beyleri ve halkı fazlasıyla saygıda bulundular, övdüler. … … Babam hakan için ağır taşları, kalın ağaçları Türk Beyleri ve halkı hazırlayıp, düzenleyip getirdiler. Kendimde bu kadar … …

Güney-Batı Yüzü

(G-B) … Bilge Kağan yazıtını ben Yollug Tegin kazıyıp yazdım. Bunca kabir binasını, süslemeyi, sanat içini … … hakanın yeğeni Yollug Tegin ben bir aydan dört gün fazlasıyla oturup kazıyarak yazdım, süslettim, yaptım.

Batı Yüzü

(B 1) … … … … (B 2) Bilge Kağan vefat etti. (B 3) İlkbahar geldiğinde yukarıda gökyüzü B 4) davullarının gümbürdercesine, tıpkı öyle, (B 5) dağlarda geyikler böğürdüğü vakitki olduğu gibi, işte böyle (B 6) düşünürüm. Babam hakanın anıt (B 7) taşını ben kendim hakan … ….

TONYUKUK KİTABESİ

Batı Yüzü

(B 1) Bilge Tunyukuk ben kendim Çin yönetimi sırasında doğdum. Bir zamanlar Türk halkı Çin’e bağlı idi.

(B 2) Türk halkı hanını bulamadığı için Çin’den ayrıldı, han sahibi oldu. Sonra da hanını terkedip yine Çin hakimiyetine girdi. Belli ki Tanrı şöyle demiş: “Han verdim.

(B 3) Hanını bırakıp hakimiyet altına girdin”. Hakimiyet altına girdiğin için belli ki Tanrı “öl!” demiş. Türk halkı öldü, helak oldu, yok oldu. Türk Sir halkının topraklarında

(B 4) insan kalmadı. Sonraları dağda taşta kalanlar toplanıp yedi yüz kişi oldular. Bunların bir bölümü atlı, bir bölümü ise yayaydı. Yedi yüz kişiye

(B 5) kumanda edenlerin başı Şad unvanını taşıyordu. “Akıl ver!” dedi. Danışmanı bendim, Bilge Tunyukuk. “Hakan mı yapayım?” dedim. Düşündüm. “Zayıf bir boğayla semiz bir boğa uzakta bir yerlerde

(B 6) kapışsalar, hangisi semiz boğa, hangisi zayıf boğadır bilmek mümkün değilmiş” diye, bu şekilde düşündüm. Daha sonra Tanrı bana muhakeme yeteneği verdiği için onu ben kendim hakan yaptım, Bilge Tunyukuk. Buyla Baga Tarkan

(B 7) ve Elteriş Kağan bir araya gelip güneyde Çinlileri, doğuda Kıtanyları, Kuzeyde Oğuzları epeyi öldürdüler. Bu sırada bilgeleri ve Çavış’ı bendim. Çugay’ın kuzeyinde Kara Kum’da yaşıyorduk.

Güney Yüzü

(G 1) Yaban hayvanları yiyerek, tavşan yiyerek yaşayıp gidiyorduk. Halkın karnı toktu. Düşmanımız çevremizde ocak gibi, biz de o ocağın ortasındaki aş kazanı gibiydik. Öylece yaşarken Oğuzlardan bir casus geldi

(G 2) Casusun verdiği bilgiler şunlarmış: “Tokuz Oğuz halkının başına bir hakan geçti” der. Çin’e general Ku’yu, Kıtanylara Tongra Sem’i göndermişler. Gönderdikleri haber şuymuş: “Sayıları az olan Türkler

(G 3) hareketlenmeye başladılar. Hakanları kahramanmış. Danışmanı bilgeymiş. O iki var olduğu sğrece kişi olduğu sürece seni, yani Çinlileri öldürecektir, derim. Doğuda Kıtanyları öldürecektir, derim. Beni, Oğuzları

(G 4) öldürecektir derim. Çinliler güney cephesinden hücum edin, Kıtanylar doğu cephesinden hücum edin, ben kuzey cephesinden hücum edeyim. Türk Sir halkı topraklarından hiç kımıldamasın. Mümkünse tamamen yok edelim,

(G 5) derim”. Bu haberi işitince geceleri uyuyamadım, gündüzleri de oturamadım. Ondan sonra hakanıma durumu arz ettim. Şöyle arz ettim Çin, Oğuz, Kıtany bu üçü bizi kuşatırlarsa

(G 6) biz arada kalacağız. Biz kendi kendimizi kapana kıstırmış gibiyiz. Yufka olanı delmek kolaymış. İnce olanı koparması kolaymış. Yufka kalın olsa delmesi zormuş. İnce

(G 7) yoğun olsa koparması zormuş. Doğuda Kıtanylardan, güneyde Çinlilerden, batıda Korılardan, kuzeyde ise Oğuzlardan gelecek iki-üç bin kadar askerimiz var. Şöylece durumu bildirdim.

(G 8) Hakanım lütfetti, benim, Bilge Tunyukuk’un bizzat bildirdiği bu durumu dikkate aldı. “Orduyu doğru bildiğin şekilde gönder” dedi. Orduyu Kök Öng’ü aşırtıp Ötüken dağları yönünde sevkettim. İnek gölcüğü ve Togla’da Oğuzlar geldi.

(G 9) Altı bin askeri varmış. Biz iki bindik. Savaştık. Tanrı lutfettiği için onları bozguna uğrattık. Irmağa döküldüler. Bozguna uğramış olanlardan yolda da epeyi ölen oldu. Ondan sonra Oğuzlar birleşip geldiler.

(G 10) Türk hakanını, Türk halkını Ötüken topraklarına bizzat ben, Bilge Tunyukuk getirdim. Ötüken topraklarına yerleştiğimizi duyan güneydeki, batıdaki, kuzeydeki, doğudaki halkımızın hepsi geldi.

Doğu Yüzü

(D 1) İki bin olduk. İki ordumuz oldu. Türk halkı yaratıldığından beri Türk hakanı tahta çıkalıdan beri Şantung şehirlerine, Sarı Irmağa ulaşmamış imiş. Hakanıma durumu arz edip orduyu gönderdim.

(D 2) Şantung şehirleri ve Sarı Irmağa ulaştırdım. Yirmi üç şehri harap ettim. Akıllarını başlarından alıp ortalıkta yatar hale getirdim. Çin hakanı düşmanımızdı. On-ok hakanı düşmanımızdı.

(D 3) Çok sayıda Kırgız ve güçlü hakanları düşmanımız oldu. O üç hakan aralarında fikir alış verişinde bulunup “Altay dağlarında birleşelim” demişler. Bu şekilde anlaşıp “Orduyu doğuda Türk hakanına doğru gönderelim” demişler. “Eğer ona karşı ordu göndermezsek her halükarda o bize savaş açacaktır.

(D 4) … hakanları kahramanmış. Danışmanları da bilgeymiş. İlk fırsatta bizi öldüreceklerdir. Üçümüz birleşelim, onlara karşı ordu gönderelim. Tümüyle yok edelim” demiş. Türgeş Kağan şöyle demiş: “Benim halkım orada” demiş.

(D 5) “Türk halkı arasında da kargaşa var” demiş. “Oğuzları da dağılmakta” demiş. “Bu sözü işitip ne geceleri uyuyabildim, ne de gündüzleri oturabildim. Şöyle düşündüm:

(D 6) “İlk önce Kırgızlara sefer etsek daha iyi olur” dedim. Kögmen dağlarında bir tane geçit varmış, kapalıymış” diye duyup “bu geçitten geçmeye kalkarsak yararı olmayacak” dedim. Kılavuz aradım. Bozkır Azlarından bir asker buldum. …

(D 7) duydum. Az topraklarından geçen yol çok darmış ?, tek bir atın geçebileceği kadarmış. O yol üstünden gitmiş. Ona “bir atlı gidebildiğine göre, mümkünse sen de o yoldan git” diye emrettim. Düşündüm. Hakanıma

Kuzey Yüzü

(K 1) durumu arz ettim. Orduyu harekete geçirdim. “At bin” dedirttim. Ak Termel’den geçerek vakit kazandırdım ?. At üzerinde karı sökerek çıktık. Yukarı doğru atları yedeğe alıp, ağaçlara tutunarak askerleri tırmandırdım. Öncü askerlerle

(K 2) güç bela ormanlık dağı aştık, yuvarlanarak aşağı indik. Yandaki engelli yolu on günde dolanıp ulaştık. Kılavuz yolu şaşırdı, idam edildi. Hakan buna sıkılıp “acele edin!” demiş.

(K 3) Anı ırmağına vardık. Irmaktan aşağı giderek askerleri yemek yemeleri için attan indirdik. Atları ağaçlara bağlıyorduk. Gece gündüz demeden dört nala giderek ulaştık. Kırgızları uykuda baskına uğrattık.

(K 4) Uykularını mızraklarımızla açtık. Hanları, orduları toplandı. Savaştık, mızrakladık, hanlarını öldürdük. Kırgız halkı hakana biat etti, boyun eğdi. Dönüp geldik. Kögmen dağlarını dolanarak geldik.

(K 5) Kırgız seferinden döndük, bu kez Türgeşlerin hakanından casus geldi. Haberi şuydu: “Doğudan hakan yönünde orduyu gönderelim” demiş. “Orduyu göndermez isek, hakanları cesur, danışmanı bilgeymiş. Her halükarda

(K 6) bizi öldürecektir” demiş. “Türgeşlerin Hakanı yola çıkmış, On-ok halkı da bir eksiksiz yola çıkmış” der. Çin ordusu da varmış. Bu sözü işitince hakanım “Ben karargaha yetişeyim” dedi.

(K 7) Sultan aramızdan ayrılmıştı. Onun “cenaze törenini yaptırayım” dedi. Orduya “gidin” dedi. “Altay dağlarına yerleşin” dedi. “Ordunun komutanı olarak İnel Kağan ile Tarduş Şad gitsin” dedi. Bilge Tunyukuk’a, bana emretti:

(K 8) “Bu orduyu yönlendir” dedi. “Cezaları da uygun gördüğün şekilde ver, benim sana bir şey söylememe gerek yok!” dedi. “Gelirlerse görünerek gelirler, gelmezlerse casuslardan haber alıp bekleyin” dedi. Altay dağlarına yerleştik.

(K 9) Üç casus geldi. Haberleri aynıydı: “Hakanları orduyu yola çıkardı, On-ok ordusunun da tamamı yola çıktı” dediler. “Yarış Yazı’da toplanalım” demiş. Bu haberi alınca hemen hakana bu bilgiyi ilettim. Handan cevap

(K 10) geldi: “Oturun!” demiş. “Devriyeleri, karakolları iyi yerleştir, baskına izin verme” demiş. Bögü Kağan bana şöyle bir haber göndermiş. Apa Tarkan’a da gizli ve başka bir haber göndermiş: “Bilge Tunyukuk berbattır, aksidir!

(K 11) ‘Orduyu sevkedelim’ diyecek olursa desteklemeyin”. Bu haberi işitince orduyu hareket ettirdim. Altay dağlarını yol olmaksızın aştık. Ertiş nehrini geçit olmaksızın geçtik. Gece akın ettik. Tan atarken Bolçu’ya ulaştık.

İkinci Taş

Batı Yüzü

(B 1) … haber getirdi. Gelen bilgi “Yarış Ovası’nda yüz bin asker toplandı” şeklindedir. Bu sözü işitince beylerin tamamı

(B 2) “Dönelim, hiç bir şey yapmamış olmak, yenilginin utancından daha iyidir” dedi. , Şunu söylemek isterim: Ben Bilge Tunyukuk ve beraberimdekiler Altay dağlarını aşıp geldik. İrtiş Irmağını

(B 3) geçip geldik. Gelmesi zordu. Ama hiç kimse hissetmedi. Belli ki Umay Tanrı, kutsal yer-su ruhları bize yardım etti, dolayısıyla savaşmaktan ne diye kaçacağız?

(B 4) Düşman çok diye niçin korkacağız? Sayımız az diye niçin yenilecek mişiz ki? Saldıralım” dedim. Saldırdık, talan ettik. Ertesi günü

(B 5) üzerimize ateş gibi kızmış halde geldiler. Savaştık. Onların iki kanadı bizim yarımızdan fazlaydı. Tanrı lütfettiği için onlar çok diye

(B 6) korkmadık, savaştık. Tarduş Şad’a doğru kovalayıp, onları dağıtıp hakanlarını yakaladık. Yavgularını, Şadlarını

(B 7) orada öldürdük. Elli kadar askerini tutsak aldık. Aynı gece halkını tamamen geri yolladık. Bu sözü işitince On-ok beyleri ve halkı bütün

(B 8) geldi, bağlılığını bildirdi. Gelen Beyleri ve halkı düzene sokup topladım. Halkın az bir kısmı kaçmıştı. On-ok askerini onlara karşı sefer ettirdim.

(B 9) Biz de sefer ettik. Onları geçtik. Yençü Irmağını geçip “Tanrı Oğlu” denen Bengü Ek Dağını geçip

Güney Yüzü

(G 1) Temir Kapıg’a kadar ulaştık. Orduyu oradan geri çevirdik. İnel Kağan’a … … … Tacik, Tohar ….

(G 2) Oradan bu tarafa … başlı Soğut halkı tamamen geldi, bağlılığını bildirdi. Türk halkı

(G 3) “Tanrı Oğlu” denen dağlara kadar hiç ulaşmamıştı. Türk halkını O topraklara ben Bilge Tunyukuk ulaştırdığım için

(G 4) bu sayede çil çil altınları, ap-ak gümüşleri, kızları, dulları, hörgüçlü develeri, ipeklileri gereğinden fazlasıyla getirdiler. Elteriş Kağan bilgeliği ve

(G 5) cesareti ile Çin’e karşı on yedi defa savaştı. Kıtanylara karşı yedi defa savaştı. Oğuzlara karşı beş defa savaştı. O zamanki danışmanı

(G 6) da bendim, savaşçısı da yine bendim. Elteriş Kağana, Türk Böğü Kağana, Türk Bilge Kağana

Doğu Yüzü

(D 1) … ? Kapgan Kağan yirmi yedi … … idi.Kapgan Kağan’ı tahta çıkarttım. Gece

(D 2) gündüz oturmaksızın çalıştı. Kızıl kanımı akıtıp kara terimi dökerek hizmet ettim. Uzaklara öncü birlikleri de gönderdim.

(D 3) karakol kuleleri diktirdim. Geri dönen düşmanı getirirdim. Hakanımla orduyu sevkettik. Tanrının lütfuyla

(D 4) bu Türk halkının arasına silahlı düşmanı sokmadım. Kuyruğu düğümlü atları koşturtmadım. Elteriş Kağan başarmasaydı,

(D 5) onu takiben ben kendim de başarmasaydım ne devlet ne de halk olacaktı. Başarılı olduğumuz için

(D 6) devlet devlet oldu, halk da halk oldu. Ben yaşlandım, kocadım. Herhangi bir ülkede, hakanlıkta, halkın başında

(D 7) benim gibi bir vezir varsa ne gibi dertleri olacaktı ki?

(D 8) Türk Bilge Kağan döneminde bunları yazdırttım. Ben Bilge Tunyukuk,

Kuzey Yüzü

(D 1) Elteriş Kağan başarılı olmasaydı, o var olmasaydı, ben Bilge Tunyukuk başarmasaydım, ben var olmasaydım

(D 2) Kapgan Kağan Türk Sir halkı topraklarında boy da halk da insan da olmayacaktı.

(D 3) Elteriş Kağan ve ben Bilge Tunyukuk başarılı olduğumuz için, Kapgan Kağan Türk Sir halkını geliştirdiği için

(D 4) Türk Bilge Kağan Türk Sir halkını, Oğuz halkını besleyip yaşar ….

KÜLTİGİN KİTABESİ

Güney Yüzü

(G 1) İlahî göğün yarattığı Türk Bilge Kağan, bu devirde tahta çıktım. Sözlerimin tamamını dinleyin, özellikle küçük erkek kardeşlerim, çocuklarım, birleşik soyum, halkım, güneyde Şadlar, kuzeyde tarkanlar, beyler, Otuz …

(G 2) Otuz Tatar halkı … … … Dokuz Oğuz Beyleri ve halkı, bu sözümü iyice işitin, sıkıca dinleyin! Doğuda güneşin doğduğu yere, güneyde aydınlığın ortasına, batıda güneşin battığı yere, kuzeyde karanlığın ortasına kadar, bu sınırların içerisindeki halkın tamamı bana bağlıdır. Bu kadar halkın

(G 3) tamamını düzene soktum. Şimdi onların endişesi yok. Türk Kağanı Ötüken dağlarında hüküm sürerse ülkede sıkıntı çıkmaz. Doğuda Şantung ovasına kadar sefer ettim. Denize bir kez bile varmadım. Güneye doğru Dokuz Ersinlere kadar sefer ettim. Tibet’e bir kez bile varmadım. Batıda Sır Derya’yı

(G 4) geçip Temir Kapıg’a kadar sefer ettim. Kuzeyde Yer Bayırkuların topraklarına kadar sefer ettim. Bu kadar yere sefer ettirdim. Ötüken dağlarından daha iyisi kesinlikle yokmuş. Ülke kurulacak topraklar Ötüken dağlarıymış. Burada hüküm sürüp Çin halkıyla

(G 5) ilişkileri düzelttim. Çinliler altını, gümüşü, ipeği, ipeklileri sıkıntısız öylelikle verirler. Çin halkının sözleri tatlı, ipeklileri yumuşakmış. Tatlı sözle, yumuşak ipeklilerle kandırıp uzaktaki halkları bu şekilde kendilerine yaklaştırırlarmış. Yakına yerleştikten sonra da gereken kötülüğü orada düşünürlermiş.

(G 6) Bilgili ve yiğit insanları ilerletmezlermiş. Bir kişi suç işlerse bütün kavmini, halkını, akrabalarına varıncaya kadar öldürmezlermiş. Tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz. Türk halkı, mutlaka öleceksin! Güneye Çugay dağlarına, Tögültün

(G 7) ovasına yerleşeyim dersen, Türk halkı, mutlaka öleceksin. Kötü insanlar şöylece akıl verirlermiş: “Uzakta isen Çinliler ipeklinin kötüsünü verirler, yakındaysan ipeklinin iyisini verirler” diye öğretirlermiş. Cahil insanlar, bu sözleri ciddiye alıp yakınlaştığınızda çoğunuz öldünüz.

(G 8) Oralara gidersen, Türk halkı mutlaka öleceksin. Ötüken topraklarında yaşayıp sağa-sola kervanlar gönderirsen hiç sıkıntıya düşmeyeceksin. Ötüken dağlarında yaşarsan kurduğun ülke sonsuza değin ayakta kalacaktır. Türk halkı, toksun. Acıkacağını ya da doyacağını düşünmezsin. Bir doyarsan, tekrar acıkacağını düşünmezsin. Böyle olduğun

(G 9) için seni beslemiş olan hakanının sözlerini dikkate almayıp her yöne gittin. Oralarda tamamen yok oldun, tükendin. Geride kalanlarınız yarı ölü yarı diri her yere gidiyordunuz. Tanrı lütfettiği için, benim de talihim olduğu için kağan olarak tahta çıktım. Tahta çıktıktan sonra

(G 10) yoksul ve fakir olan halkı tümüyle bir araya getirdim. Yoksul halkı zengin ettim, az olan halkı çoğalttım. Acaba bu sözümde yalan var mı? Türk Beyleri, halkı bunu dinleyin: Türk halkını derleyip ülke kuracağınızı buraya kazıdım, hata edip öleceğinizi de

(G 11) buraya kazıdım. Söyleyecek ne sözüm varsa bengi taşa kazıdım. Buna bakarak anlayın. Şu anki Türk halkı, beyleri, halihazırdaki beyler, sizler mi yanılacaksınız? Ben bengi taş diktim. Çin hakanından sanatçı getirttim, nakşettirdim. Çin hakanı benim sözümü kırmadı,

(G 12) sarayındaki has sanatçısını yolladı. Ona muazzam bir anıtkabir yaptırdım. İçini dışını muhteşem şekilde süslettim, taşlar yonturttum, aklımdaki sözleri yazdırttım. … On Okların oğullarına, yabancılarına varıncaya kadar bunu görüp anlayın. Bengi taş

(G 13) kazıttım. … ulaşılabilir yerde ise, böylesi ulaşılabilir bir yerde bengi taş kazıttım, yazdırdım. Buna bakıp böylece öğrenin. O taşı anıtkabri kazdırdım, yaptırdım. Bu yazıyı yazan yeğeni Yollug Tegin.

Doğu Yüzü

(D 1) Yukarıda mavi gök, aşağıda kara toprak yaratıldığında ikisinin arasında da insan oğlu yaratılmış. İnsan oğullarının da üzerine atam, dedem Bumın Kağan, İştemi Kağan tahta çıkmışlar. Tahta çıktıktan sonra Türk halkının ülkesini, yasalarını ele alıp düzenlemişler.

(D 2) O zamanlar dört taraf hep düşmanmış. Orduyu gönderip dört taraftaki halkları hep ele geçirmiş, hepsini teba haline getirmiş. Mağrurları kendisine secde ettirmiş, güçlülere önünde diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan dağlarına kadar, batıda Temir Kapıg geçidine kadar yerleştirmiş. Kök Türkler bu ikisinin arasındaki bölgede

(D 3) dağınık halde öylecene yaşıyorlarmış. Bilge ve yiğit bir kağanmış. Şüphesiz komutanları da bilge ve yiğitlermiş. Beyleri ve halkı birlik içerisindeymiş. Şüphesiz, ülkeyi bunun için böylece yönetmiş. Ülkeyi yönetip yasaları yapmış. Kendisi böylelikle

(D 4) vefat etmiş. Cenazeye Doğuda, güneşin doğduğu yerlerden Bükli bozkırı halkı, Çin, Tibet, Avar, Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtany, Tatavı ülkelerinden bunca halk yasçı, ağıtçı olarak gelmiş, ağlayıp yas tutmuş. O kadar ünlü bir kağanmış. Ondan sonra tabiî küçük kardeşi,

(D 5) oğulları kağan olmuş. Daha sonra küçük kardeşler büyük erkek kardeşleri gibi yaratılmadığı için, evlatlar babaları gibi yaratılmadığı için, bilgisiz hakanlar tahta çıktığı için, kötü hakanlar yönetime geçtiği için, komutanları da bilgisiz ve kötü oldukları için,

(D 6) beyleri ile halkı arasında kargaşa olduğu için, Çin halkı sahtekar ve hilekar olduğu için, dolandırıcı olduğu için, küçük ve büyük erkek kardeşleri birbirine düşürdüğü için, beyleri ve halkı birbirine karşı kışkırttığı için, Türk halkı ülke yaptığı toprakları elinden çıkarmış,

(D 7) hakan yaptığı hakanını kaybetmiş; beyliğe yakışır erkek evlatları Çin halkına köle, hanımefendiliğe yakışır kız evlatları cariye olmuş; Çindeki Türk beyleri Türklere özgü unvanları bırakıp Çinlilere özgü unvanları kullanarak Çin hakanına

(D 8) bağlanmışlar. Elli yıl hizmet edip çalışmış; doğuda, güneşin doğduğu yerlerde Bükli hakanına kadar sefer etmiş; doğuda Temir Kapıg’a kadar sefer etmiş; Çin hakanı için ülkelerini alıp yasalarını düzenlemiş. Türk halkı içerisindeki sıradan insanların

(D 9) tamamı şöyle düşünürmüş: “Ülkesi olan bir halktım, ülkem şimdi nerede! Kimin için ülkeler fethediyorum!” dermiş. “Hakanı olan bir halktım, kağanım nerede! Kimin Hakanına hizmet edip çalışıyorum!” dermiş. Böyle deyip Çin hakanına düşman olmuş.

(D 10) Düşman olduktan sonra kendisini örgütleyemediğinden tekrar yine bağımlı olmuş. Çinliler Türklerin bu kadar hizmet ettiğini, çalıştığını dikkate almaksızın “Türk halkını öldüreyim, soyunu kurutayım” derlermiş. Türkler yokolup gidiyorlarmış. Yukarıda Türklerin ilahî güçleri, Türklerin kutsal yer-su ruhları

(D 11) şu şekilde düzenlemişler: Belli ki Türk halkı yok olmasın diye, halk olsun diye babam Elteriş kağanı, annem Elbilge sultanı göğün tepesinden çekip yükseltmişler. Babam hakan on yedi savaşçıyla isyan etmiş. “İsyan

(D 12) başlıyor” diye haber gelince şehirdekiler de isyan etmişler. Dağdakiler de aşağı inmişler. Toplanıp yetmiş savaşçı olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam hakanın askerleri kurt gibiymiş, düşmanlarının askerleri de koyun gibiymiş. Doğuya ve batıya seferler edip derleyip toplamış, tamamı

(D 13) yedi yüz savaşçı olmuşlar. Ülkesiz ve hakansız kalmış olan halkı, cariye ve köle olmuş halkı, Türk geleneklerini kaybetmiş olan halkı, atalarımın, dedelerimin gelenekleri doğrultusunda yeniden oluşturmuş, eğitmiş. O anda Tölis ve Tarduş halkını düzene sokup hemen o zaman onların başına

(D 14) Yavgu ve Şad atamış. Güneyde Çin halkı düşmanmış, kuzeyde Baz hakan, Dokuz Oğuz halkı düşmanmış. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtany, Tatavı, tamamı Türklere düşmanmış. Babam hakan bu kadar ….

(D 15) Kırk yedi defa sefer edip yirmi defa cephede savaşa katılmış. Tanrının lütfuyla ülkesiz olan halkı ülke sahibi, hakansız olan halkı hakan sahibi yapmış; düşmanları teslim alıp güçlülere diz çöktürmüş, mağrurlara secde ettirmiş. Babam hakan böylelikle ülkeyi kurup

(D 16) yasaları düzenleyip sonsuzluğa uçup gitmiş. Babam hakana ilk önce Baz hakanı balbal dikmişler. Gelenekler üzere amcam hakan tahta çıkmış. Amcam hakan tahta oturup Türk halkını önceden olduğu gibi yönetmiş, beslemiş. Yoksul olan halkı zengin etmiş, az olan halkı çoğaltmış.

(D 17) Amcam hakan tahta çıktığında ben Tarduş halkının başında Şad’dım. Amcam hakanla beraber doğuda Sarı Irmak’a, Şantung ovasına kadar sefer ettik. Batıda Temir Kapıg’a kadar sefer ettik. Kögmenleri aşıp Kırgız topraklarına kadar sefer ettik.

(D 18) Tamamı yirmi beş defa sefer ettik. On üç defa savaşa katıldık. Ülkesi olanı ülkesiz, hakanı olanı hakansız bıraktık. Güçlülere diz çöktürdük, mağrurlara secde ettirdik. Türgeş hakanı müttefikimiz tebamızdı; anlayışsızlığından

(D 19) dolayı hatalarından dolayı hakanları öldü, komutanları, beyleri de öldü. On-Ok halkı sefil oldu. Atalarımızın, dedelerimizin sahip olduğu topraklar sahipsiz kalmasın diye Az halkını düzene sokup, örgütleyip halk haline getirdik … Başlarındaki

(D 20) Bars beydi. Hakan unvanını ona burada biz verdik. Küçük kız kardeşim prensesi de ona eş olarak verdik. Kendisi hata etti, bunun için de öldü. Halkı cariye, köle oldu. Kögmen toprakları sahipsiz kalmasın diye Az ve Kırgız halklarını düzene sokup örgütledik savaştık ….

(D 21) dönüp geldik. Doğuda Kadırkan dağlarını aşıp halkımızı öylece yerleştirip öylece düzeni kurduk. Batıda Kengü Tarman’a kadar Türk halkını bu şekilde yerleştirip böylece düzene soktuk. O vakitler kölelerin köleleri, cariyelerin de cariyeleri olmuştu. Küçük kardeşler ağabeyleriniz bilmez, evlatlar babalarını bilmez olmuştu.

(D 22) Bu şekilde fethettiğimiz ülkemiz, düzenlediğimiz yasalarımız vardı. Müttefikimiz Türk Oğuz beyleri ve halkı, dinleyin: yukarıda gök çökmezse, aşağıda yer delinmezse, Türk halkı, ülkeni ve yasalarını kim bozabilir ki! Türk halkı hatalarından dolayı pişman ol ve

(D 23) tövbe et! Asî yaradılışlı olduğun için seni beslemiş olan bilge hakanının refah ve huzur içerisindeki ülkesine karşı sen kendin hata ettin, nifak soktun. Öyle olmasaydı Silahlı düşmanlar nasıl ve nereden gelip sizi dağıtabilecek, mızraklı düşmanlar nereden gelip sizi yurdunuzdan sürebilecekti? Kutsal Ötüken dağları halkı, buraları bırakıp gittiniz. Doğuya gidenleriniz

(D 24) gittiniz. Batıya gidenleriniz gittiniz, sonuçta gittiğiniz yerlerde elde ettiğiniz şu olmalı: Kanınız su gibi aktı, kemikleriniz dağ gibi yığıldı; beyliğe yakışır oğullarınız köle, sultanlığa yakışır kızlarınız cariye oldular. Cehaletinizden ve fesatlığınızdan amcam hakan vefat edip gitti.

(D 25) İlk önce Kırgız hakanını balbal diktim. Açıktır ki Türk halkının adı sanı yok olmasın diye babam hakanı, annem sultanı yücelten tanrı, bizlere ülke bağışlayan tanrı, Türk halkının adı sanı yok olmasın diye şahsımı, işte o tanrı

(D 26) hakan olarak tahta oturttu. Kesinlikle refah içerisindeki bir halkın başına geçmedim. Karnı aç, sırtı açıkta olan, berbat, kötü bir haldeki halkın başına geçtim. Küçük erkek kardeşim Kül Tegin ile karar aldık. Babamız ve amcamızın meydana getirdiği halkın adı sanı yok olmasın

(D 27) diye, Türk halkı için geceleri uyumaksızın, gündüzleri oturmaksızın küçük erkek kardeşim Kül Tegin ve iki Şad ile beraber ölürcesine çabalayarak fetihler yaptım. Böylesine fetihler yapıp birleşik olan halkı ateşle su gibi zıtlaştırmadım. Ben kendim hakan olarak tahta çıkınca dört bir tarafa

(D 28) dağılmış olan halk, yarı ölü yarı diri, yayan yapıldak dönüp geldiler. Halkı besleyeyim diye kuzeyde Oğuz halkına, doğuda Kıtany, Tatavı halklarına, güneyde Çin halkına büyük bir ordu ile on iki defa sefer ettim .. savaştım. Ondan

(D 29) sonra tanrı lütfettiği için, talihim ve kısmetim olduğu için ölecek olan halkı diriltip besledim, sırtı yalın olan halkı giyimli, yoksul olan halkı zengin ettim. Az olan halkı çoğalttım. Kudretli ülkesi kudretli hakanı olandan daha iyi bir hale getirdim. Dört taraftaki

(D 30) halkı alıp kendime bağladım. Türklerin düşmanlarını yok ettim. Onların hepsi bana bağlandılar, şimdi bize hizmet ediyorlar. Bunca yasayı düzenledikten sonra küçük erkek kardeşim Kül Tegin kendisi bu şekilde vefat etti. Babam hakan vefat ettiğinde küçük erkek kardeşim Kül Tegin yedi yaşındaydı ….

(D 31) Umay gibi olan sultan annemin talihiyle küçük erkek kardeşim Kül Tegin erlik adını buldu. Daha onaltı yaşındayken amcam hakanın devleti, yasaları için bir çok fetihler yaptı. onunla Altı Çuv Soğutlara karşı sefer ettik, onları bozguna uğrattık, Çinli askerî vali Ong elli bin askerle geldi, Iduk Baş’ta savaştık.

(D 32) Kül Tegin yaya olarak boğa gibi hücum etti. Vali Ong’un kaynını silahlı halde eliyle yakalayıp hakana sundu. O orduyu orada yok ettik. Kül Tegin yirmi bir yaşına geldiğinde general Çaça ile savaştık. İlk önce Tadık Çor’un boz atına binip hücum etti. O at o hücumda

(D 33) öldü. İkinci olarak Işvara Yamtar’ın boz atına binip hücum etti. O at da o hücumda öldü. Üçüncü olarak Yeğen Silig beyin zırhlı doru atına binip hücum etti. O at da o hücumda öldü. Zırhından, kaputundan yüzden fazla okla vurdular, yüzüne ve başına birisi bile değmedi ….

(D 34) hücum ettiğini Türk beyleri hepiniz bilirsiniz. O orduyu orada yok ettik. Daha sonra Yer Bayırkuların yüce İrkin’i düşman oldu. Onun ordusunu dağıtıp Türgi Yargun gölünde bozguna uğrattık. Yüce İrkin çok az bir askerle kaçıp gitti. Kül Tegin yirmi altı

(D 35) yaşındayken Kırgızlara doğru sefer ettik. Mızrak batımı karı söküp Kögmen dağlarını aşarak yaya halde ilerleyip Kırgız halkını uykuda baskına uğrattık. Hakanları ile Songa dağlarında çarpıştık. Kül Tegin Bayırkuların ak aygırına

(D 36) binip boğa gibi hücum etti. Bir askeri okla vurdu, ikisini takip edip mızrakladı. O hücumda Bayırkuların ak aygırını uyluğundan vurup kırdılar. Kırgızların hakanını öldürdük. Ülkelerini aldık. O yıl Türgeşlere doğru Altay dağlarını

(D 37) aşıp İrtiş ırmağını geçerek ilerledik. Türgeş halkını uykuda baskına uğrattık. Hakanın ordusu Bolçu’da ateş gibi, şimşek gibi geldi. Çarpıştık. Kül Tegin alnı akıtmalı boz ata binip hücum etti. Alnı akıtmalı boz …

(D 38) … tutturdu. İkisini kendisi yakaladı. Oradan yine içerilere dalıp Türgeş hakanının komutanı Az valisini eliyle yakaladı. Hakanlarını orada öldürdük. Ülkelerini aldık. Türgeş halkı, ahalisi bütünüyle boyunduruğumuz altına girdi. O halkı Tavar’a yerleştirdik ….

(D 39) Soğut halkını düzene sokayım diye Sır Derya’yı geçip Temir Kapıg’a kadar sefer ettik. Daha sonra Türgeş halkı, ahalisi düşman oldu. Kengeres yönünde gittiler. Bizim ordumuzun atları zayıf, yiyecekleri ise neredeyse yoktu. Kötü kişiler …

(D 40) yiğit askerler bize saldırmışlardı. Böylesi bir anla karşılaştığımıza kederlenip Kül Tegin’i az bir askerle gönderdik. Büyük bir çarpışma olmuş. Alp Şalçı kır atına binerek hücum etmiş. Türgeş halkını, ahalisini orada öldürmüş, almış, yine ilerleyip …

Kuzey Yüzü

(K 1) … ile askerî vali Koşu ile savaşmış. Askerlerinin tamamını öldürmüş. Evini barkını, eksiksiz her şeyi alıp getirmiş. Yirmi yedi yaşında iken Karluk halkı gelişip düşman oldu. Kutsal Tamag tepesinde savaştık.

(K 2) O savaşta Kül Tegin otuz yaşına basmıştı. Alp Şalçı’nın kır atına binip boğa gibi hücuma geçti. Karlukları öldürdük, kalanlarını teslim aldık. Az halkı düşman oldu. Kara Göl’de savaştık. Kül Tegin o vakit otuz bir yaşındaydı. Alp Şalçı’nın kır

(K 3) atına binip boğa gibi hücum etti. Azların Eltever’ini yakaladı. Az halkı orada yok oldu. Amcam hakanın devleti sarsılıp halkı ve devleti iki parça olduktan sonra İzgil halkı ile savaştık. Kül Tegin Alp Şalçı’nın kır atına binip

(K 4) boğa gibi hücum etti. O at orada telef oldu. İzgil halkı öldü. Tokuz Oğuz halkı kendi halkımdı. Gökle yer arasında kargaşa çıktığı için birbirlerine düşman oldular. Bir yılda beş kez savaştık. İlk önce Togu şehrinde savaştık.

(K 5) Kül Tegin Azman kır ata binip boğa gibi hücum etti. Altı eri mızrakladı. Ordular çarpışırken de yedincisini kılıçladı. Koşulgak’ta Ediz ile savaştık. Kül Tegin, Az yağız atına binip boğa gibi hücum ederek bir askeri mızrakladı,

(K 6) dokuz askerin de etrafını kuşatıp dövdü. Ediz halkı orada öldü. Üçüncü olarak Bolçu’da Oğuzlarla savaştık. Kül Tegin, Azman kır ata binip hücum etti, mızrakladı. Ordularını mızrakladık, ülkelerini aldık. Dördüncü olarak Çuş başında savaştık. Türk

(K 7) halkı sarsıldı, kötü olacaktı. Kül Tegin çıka gelen düşman ordusunu püskürtürken Tongralardan bir grup kahraman askeri Tonga Tegin’in mateminde çevirip öldürdük. Beşinci olarak Ezgenti Kadiz’de Oğuzlarla savaştık. Kül Tegin

(K 8) Az yağız atına binip hücum etti. İki askeri mızrakladı. Çamura gömdü. O ordu orada helak oldu. Amga Korgan’da kışı geçirip bahara doğru Oğuzlara asker gönderdik. Kül Tegin’i karargahın başında durması için gönderdik. Düşman Oğuzlar ordugahı bastılar. Kül Tegin

(K 9) öksüz boz ata binip dokuz askeri mızrakladı, ordugahı teslim etmedi. Annem sultan ve analarım, ablalarım, prenseslerim; bunların dirisi cariye olacak, ölüsü de sağda-solda ortalıkta kala kalacaktı.

(K 10) Kül Tegin olmasaydı hepiniz ölecektiniz. Küçük kardeşim Kül Tegin vefat etti. Kendi kendime düşündüm. Gören gözlerim görmez, bilen bilincim bilmez gibi oldu. Kendi kendime düşündüm: “Felek emrettiğinde herkes ölecek, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış”.

(K 11) diye düşündüm. Gözümden yaş geldiğinde gözyaşımı durdurdum, içimden haykırmak geçtiğinde ağıtımı bastırdım. Düşündüm. İyice düşündüm. “İki Şad ve küçük erkek kardeşlerim, çocuklarım, beylerim, halkım hepsinin gözü kaşı matem tutmaktan kötü olacak” diye düşündüm. Matem tutup ağıt yakmaya başta Kıtany, Tatavı halkı olmak üzere

(K 12) General Udar geldi. Çin hakanlığından İşiyi Liken geldi. On bin ipekli, altın, gümüş, kısacası gereğinden fazla hediye getirdi. Tibet hakanından Bölün geldi. Batıda, güneşin battığı yerlerden Soğut Berçiker, Buhara şehri halkından general Nek, Oğul tarkan geldi.

(K 13) On-ok evladım Türgeş hakanından mühürdar Makaraç ile mühürdar Oğuz Bilge geldi. Kırgız hakanından Tarduş ile Inançu Çor geldi. Türbe ustası, tezyinatçı, taş yazıt ustası Çin hakanının yeğeni general Çang geldi.

Kuzey-Doğu Yüzü

Kül Tegin koyun yılının (27 Şubat 731) on yedisinde sonsuzluğa uçtu. Dokuzuncu ayın yirmi yedisinde matemini tamamladık (1 Kasım 731). Türbesini, süslemelerini, yazıt taşını maymun yılının yedinci ayının on yedisinde tamamen bitirdik (21 Ağustos 732). Kül Tegin kendisi otuz yedi yaşına gelmişti. Taş türbe yapacak olan ustayı, bunca süsleme sanatçısını Tuygun Eltever getirdi.

Güney-Doğu Yüzü

Bunca yazıyı yazan ben, Kül Tegin’in yeğeni olan Yollug Tegin yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa, bu duvara tamamını ben Yollug Tegin yazdım. Gözde evlatlarınızdan, gençlerinizden daha iyi besliyordunuz, sonsuzluğa uçup gittiniz. …

Güney-Batı Yüzü

Kül Tegin’in altınlarını, gümüşlerini, ipeklilerini, varlığını, dört bin atlık sürüsünü koruyan Tuygut … beyim, prensim yukarıda gök oldukça … taş yazdım, Yollug Tegin yazdım.

Batı Yüzü

Batıdan Soğutlar ayaklandı. Küçük kardeşim Kül Tegin … hizmet ettiği için Türk Bilge Hakan …a küçük kardeşim Kül Tegin’i koruması için yerleştirdim. Ona İnençu Apa Yargan Tarkan unvanını verdim, onu yücelttim.

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu