Araştırmalar

HAÇLILARIN KANLI SEFERLERİ

Yıl 1095.Yer Fransa’nın Clermont kenti. Papa II. Urbanus Hıristiyanlık dünyası toplantısında dinleyicilerine şöyle sesleniyordu.

“Ah ne kadar utanç verici! Böyle değersiz, yozlaşmış ve şeytanların kölesi olmuş bir halkın(Türkleri kastediyor);her şeye kadir Tanrı’nın güveniyle ödüllendirilmiş ve İsa adına ışık saçan bir halkı(Hıristiyanları) alt etmesi. Sizin gibi Hıristiyan olanlara yardım etmezseniz, ah, bizzat Tanrı ne büyük kötülükler açacak başınıza! Yakın zamana kadar yağmacılık yaparak yaşayanlar artık İsa’nın askeri olmalı; bir zamanlar kardeşleri ve akrabalarıyla savaşmış olanlar artık haklı olarak barbarlarla savaşmalı; yakın geçmişte birkaç gümüş akçe karşılığında çalışanlar artık sonsuz ödülleri kazanmalı!”

1095 yılında Papa II. Urbanus’un yaptığı bu konuşma yaklaşık iki yüz yıl sürecek ve binlerce insanın ölümüne, onlarca şehrin yakılıp yağmalanmasına sebep olacak Haçlı Seferleri’nin fitilini ateşliyordu. Kudüs ve önemli hac merkezleri Müslümanların elindeydi. Bizans tehdit altındaydı. İsa adına Dünya’ya hükmetmeye aday Avrupalı için bu onur kırıcı bir durumdu. Ayrıca Doğu’nun masalsı zenginlikleri ve güzellikleri de Avrupalı aç köylülerin hayallerini süslüyordu.

Papa Urbanus’un konuşması öncelikle bu aç köylüler üzerinde etkili oldu. Münzevi Pierre(Pierre L’Hermit) adıyla anılan yalınayak derbeder ama iyi bir hatip olan Fransız keşişin ve onun gibi düşünen prophetaelerın(peygamber vaizler) kışkırtmalarıyla halk harekete geçti. Çoğu silahsız ve disiplinsiz olan bu köylü kalabalıkları 1096 yılında Ren bölgesine geldiler. Gözünü hırs bürümüş olan bu kontrolsüz yığınlar Ren bölgesindeki Yahudilere saldırdılar. Burada yaşayan binlerce Yahudi bu köylüler tarafından katledildi. Katliam görevini yerine getiren bu yabani ve kutsal ordu Orta Avrupa boyunca ilerledi ancak küçük bir kısmı İznik’e ulaşmayı başardı. Buradan Türk topraklarına cılız akınlar düzenledilerse de 1096 yılında Selçuklular tarafından yok edilmekten kurtulamadılar. Pierre L’Hermit’in başlattığı bu trajikomedi böylelikle son bulmuştu. Ancak arkasında binlerce ölü ve yağmalanmış onlarca şehir bırakmıştı.

Halkın bu başarısız Haçlı Seferi, Avrupalıları daha düzenli ordularla sefer yapmaya yöneltti. Müslümanlar üzerine daha doğru tabirle Doğu coğrafyasına sekiz önemli sefer düzenlendi. Bunlar arasından I.ve IV. seferler sonuçları açısından incelenmeye değerdir.

Papa II. Urbanus’un talimatlarına uyan; giysi, kalkan, sancak ve zırhlarında haç sembolü taşıyan ve tarihe “Haçlılar” diye geçen asıl kuvvetler 1096 yılının ağustos ayında harekete geçti. Kuvvetlerin çoğunluğunu Frank şövalyeleri oluşturuyordu. Yaklaşık 4 bin atlı ve 25 bin piyadeden oluşan Haçlı kuvvetleri bir yıl içinde Konstantinopolis’e ulaştı ve burada I.Aleksios ile bir anlaşma imzaladılar. Bizans toprakları Türkler’den geri alınacak ve Bizans’a bırakılacaktı. Bunun karşılığında Bizans da Haçlı ordularına yiyecek ve silah sağlayacaktı.

Haçlılar 1097 yılı mayısında Selçukluların başkenti İznik’i kuşattılar. I.Kılıç Arslan ölümcül bir hata yapmıştı. Pierre L’Hermitte’nin başıbozuk halk ordusunu yok etmenin verdiği güvenle sıkı tedbirler almamış hatta ordusu ile Malatya’ya doğru yönelmişti. Ancak bu sefer gelenler tam donanımlı askerlerden ve süvarilerden oluşan bir haçlı ordusuydu. Şehir 19 Haziran’da Bizans kuvvetlerine teslim oldu.

Haçlılar, Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başladılar.1 Temmuz günü Eskişehir’de Selçuklu ve Haçlı orduları karşı karşıya geldiler. Çetin bir savaşın ardından Selçuklu ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece Anadolu içlerine ilerleyişin önündeki en büyük engelde ortadan kalkmış ve Antakya yolu açılmıştı.

Antakya kuşatması 8 ay sürdü. Antakya surları üzerinde bulunan İki Kız Kardeş Kulesi’ne kumanda eden Firuz adlı bir Ermeni dönmesinin Haçlıları kuleden sarkıtılan halatlarla şehre almasıyla şehrin savunması düştü. Bunu Müslümanlara yapılan büyük bir katliam takip etti.

Raymond St. Gilles’in ordu vaizi olarak bu haçlı seferine katılan Raimundus Aquilers “Historia Francorum Qui Ceperunt Jerusalem”adlı eserinde Haçlıların Antakya ve Maarratü’l Numan şehirlerindeki katliamlarını şöyle anlatır: 

“Haçlıların Maarratü’l numan’da yaptıkları katliam kelimesin dahi sınırlarını zorlayan bir girim olmuştur. Antakya’nın sonrasında yeniden açlık problemiyle karşı karşıya kalan Haçlılar, Müslümanlara yaptıkları katliamın ardından bazılarını kazanlarda atıp pişirmişler, çocukları da kızartarak yemişlerdir. Bununla da yetinmeyerek işi Müslüman ölülerinin ve köpeklerin etlerini yemeye kadar vardırmışlardır. Her şey bittikten sonra ateşe verilen şehir tamamıyla bir harabeye dönmüştü. Haçlıların bu vahşilikleri Müslümanlar arasında bir korkuya sebep olmuştu.”

Temmuz 1099 yılında Antakya’nın başına gelenler Kudüs şehrinin de başına geldi. İnsan eti bile yemekten çekinmeyen Haçlılar Kudüs’ü ele geçirdiler. Şehri Fatımilerden alan Haçlılar diğer şehirlerde yaptıklarını burada da yaptılar. Şehirdeki tüm Müslüman ve Yahudiler kılıçtan geçirildi. Papa’ya gönderilen mektupta Kudüs katliamı için şöyle yazılıyordu: “Ve orada bulunan düşmanlarına ne yapıldığını bilmek istiyorsanız, biliniz ki Süleyman Tapınağı’nda ve toprak avlusunda Müslümanların kanları adamlarımızın atlarının dizlerine kadar geliyordu.”

Haçlı Seferleri sadece Müslümanları hedef alan bir hareket değildir. Seferlerin çoğu Müslüman coğrafyasına yapılsa da Ortodoks Hıristiyanlar, Yahudiler, Avrupa’daki hizipçiler ve heretiklerde bu saldırılardan paylarını almıştır.

IV. Haçlı Seferi doğrudan Ortodoks Hıristiyanları ve İstanbul’u hedef alan bir saldırı olmuştur.1204 yılında Haçlılar Kudüs yerine zengin, Hıristiyan İstanbul’u ele geçirmiş ve büyük bir yağmaya girişmiştir. Tarihi binalar ve kıymetli olan ne varsa talan ve tahrip edilmiş, şehirde tecavüzler, katliamlar günlerce sürmüştür. Tarihçi Runciman bu durumu şöyle özetlemiştir: “İnsani bakımdan bütün dünya tarihinde, dördüncü Haçlı Seferinden daha büyük bir cinayet işlenmemiştir.”

Haçlı Seferleri, Doğu’ya olduğu gibi Avrupa içlerine de yapılmıştır.11.yüzyıl sonlarından itibaren Roma Kilisesi’ni tanımayan hizipçilere ve heretiklere karşı da Haçlı seferleri düzenlenmiş;1209 yılında Kuzey Avrupa’dan gelen 30.000 kişilik bir ordu Güney Fransa Pireneleri’nin kuzey-güney eteklerindeki Lanquedoc bölgesine saldırmış ve burada Avrupa tarihinin bilinen ilk soykırımı yaşanmıştır. Sadece Beziers kasabasında 15.000 kadın, çocuk ve erkek katledilmiştir. Bu saldırılar yaklaşık 40 yıl sürmüştür. Saldırıya katılanların giysilerinde Kudüs’e saldıran Haçlılarda olduğu gibi Haç resmi bulunuyordu.

Sonuç olarak; Haçlı Seferleri İslam ülkelerinde ve Bizans coğrafyasında büyük bir yıkıma yol açtı. Binlerce insan bu vahşi ve barbar saldırılarda hayatını kaybetti. Haçlı seferleri Avrupa’nın karanlık tarihinde yerini aldı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu